2018'in Dikkat Çekici Filmleri

Sevgiler, Simon (Love, Simon)

Greg Berlanti’nin yönettiği, Becky Albertalli’nin "Simon vs. the Homo Sapiens Agenda" adlı kitabından Elizabeth Berger ve Isaac Aptaker tarafından uyarlanan film, senenin en yürek yumuşatan yapımlarından biri. Yaşıtlarından hiç de farklı görünmeyen güzel bir yaşamı, ileri görüşlü bir ailesi, anlayışlı arkadaşları olan Simon’ın sakladığı bir sır vardır: Eşcinseldir. Aynı sırrı paylaşan anonim bir okul arkadaşıyla gizli mektuplaşmaları ile olaylar ummadığı bir yönde gelişmeye başlar.

Anne ve baba rollerinde, Jennifer Garner ile Josh Duhamel yer alıyor. Son zamanlarda Garner’ı ergen çocukların anneleri rolünde fazlaca görmeye başladık. Filmde en dikkat çekici olan ise kuşkusuz, 1995 doğumlu Amerikalı oyuncu Nick Robinson. Robinson’ın ilk önemli işi, 2013 tarihli The Kings of Summer idi. Ardından Jurassic World (2015), Being Charlie (2015), Everything, Everything (2017) gibi filmlerde yer aldı. Love, Simon ise oyuncunun şimdiye dek en iyi işi. Muhtemelen kendisini beyaz perdede bolca görmeye devam edeceğiz.

The Endless 

Justin Benson ile Aaron Moorhead’in yönettikleri, Justin Benson’ın senaryosunu yazdığı, oldukça ilgi çekici bir konuya sahip olan filmin başrolleri de yine bu iki isme ait. Senenin az sayıdaki iyi gerilim filmlerinden biri olan The Endless, yıllar önce ayrıldıkları bir tür UFO tarikatına (“cult”) geri dönmeye karar veren iki erkek kardeşin öyküsü. Kardeşlerden küçük olan, bu grupla ilgili iyi şeyler anımsamakta ve grubun ne durumda olduğunu merak etmektedir. Postayla adreslerine gönderilen bir video kasette gördükleri, bu merakını iyice cezbeder ve abisini de ikna etmeyi başarınca yola çıkarlar. Olaylar da bu andan itibaren iyice sarpa sarar ve kafa karıştırıcı bir hal alır. 

Klişe gerilimlerden sıkılanlar için hiç de fena olmayan bir seçenek.

Yok Oluş (Annihilation)

Alex Garland’ın Jeff VanderMeer’in romanından uyarladığı filmde, Oscar ödüllü Natalie Portman dışında, Jennifer Jason Leigh, Oscar Isaac, Gina Rodriguez gibi isimler yer alıyor. Film, kocası gizli bir görev sırasında kaybolan Lena’nın hükümet tarafından karantinaya alınan bir bölgeye, bilim kadınlarından oluşan bir ekiple gönderilmesini konu alıyor. 

Oldukça beğenilen 28 Gün Sonra (28 Days Later, 2002),  Gün Işığı (Sunshine, 2007), Beni Asla Bırakma (Never Let Me Go, 2010) gibi filmlerin senaristliğini yapan Garland’ın, 2014 yapımı Ex Machina’dan sonraki ikinci yönetmenlik denemesi olan film, başarılı bir gizem-korku-bilimkurgu yapımı. 

Saplantı (Unsane)

Psikolojik korku türündeki bu Amerikan filmi, ünlü yönetmen Steven Soderbergh’in sinemada yeni şeyler deneme isteğinin son uzantısı. Dünya premiyerini Berlin Uluslararası Film Festivali’nde yapan film baştan sona iPhone 7 Plus ile 4k kalitesinde çekilmiş. 

Şehir ve iş değiştiren, psikolojik sorunları olan Sawyer Valentini, isteği dışında bir akıl hastanesine kapatılır ve burada en büyük korkusuyla yüzleşmek zorunda kalır. Jonathan Bernstein ve James Greer’in senaryosunu yazdıkları filmde başrolü Claire Foy canlandırıyor. 1984 doğumlu İngiliz oyuncuyu, Wreckers (2011), Season of the Witch (2011), Rosewater (2014) ve Breathe (2017) filmlerinden anımsayabilirsiniz.

Film, oldukça rahatsız edici bir 98 dakika vaat ediyor.

Hayalet Hikâyeleri (Ghost Stories)

Jeremy Dyson ve Andy Nyman’ın yazıp yönettikleri senenin bir diğer drama korku türündeki yapımı olan film, üç tane birbirinden ilginç doğaüstü öykünün yer aldığı bir dosyanın peşine düşen bir profesörün başına gelenleri anlatıyor. Profesör Phillip Goodman, açıklanamayan olayları çözmek için yola koyulsa da, hiçbir şey beklediği gibi gelişmez. 

İngiltere yapımı filmde Goodman rolünü Andy Nyman canlandırıyor. Diğer rollerde ise Sherlock dizisinin unutulmaz ismi Martin Freeman ile Paul Whitehouse ve Alex Lawther’ı görmek mümkün.

İlgi çekici, keyifli bir korku filmi izlemek isteyenler için bu film hiç de fena bir seçenek değil.

İtaatsizlik (Disobedience)

İki harikulade kadın oyuncu Rachel Weisz ile Rachel McAdams’ı bir araya getiren film, babasının ölümünün ardından oldukça muhafazakar ve katı geleneklere sahip Yahudi ailesinin yanına dönen Ronit Krushka’nın burada çocukluk arkadaşı evli Esti Kuperman ile yakınlaşmasını anlatıyor. Ancak bu yasak ilişki, olayları oldukça karışık bir hale sokacaktır.

Film, Naomi Alderman’ın kitabından Sebastián Lelio tarafından sinemaya uyarlanıyor. Yönetmen, Gloria (2013) ve Muhteşem Kadın (Una Mujer Fantástica, 2017) filmleriyle de hayli övgü toplamıştı. Bu filmi de gayet başarılı.

Tully

Juno (2007) ve Young Adult (2011) filmlerinden sonra Amerikalı senarist Diablo Cody ve Kanadalı yönetmen Jason Reitman işbirliğinden çıkan üçüncü film. Diablo Cody 2013’te ilk yönetmenlik denemesi olan Paradise’ı yapmış ancak film pek ilgi görmemişti. İkili bir araya gelince ise, çok özgün ve pek keyifli işler ortaya çıkartıyorlar.

Yeni filmde, ikilinin gözdesi gibi görünen Charlize Theron başrolde yer alıyor. Theron’a filmde Mackenzie Davis, muhteşem Ron Livingston ve Mark Duplass eşlik ediyorlar.

Film, üç çocuk annesi Marlo’nun yaşadığı yorgunluk ve depresyonu, ardından bebeğine bakması için bir “gece dadısı” tutmasıyla gelişen olayları anlatıyor.

Theron, Marlo rolünde müthiş bir iş çıkarıyor ve film hiç de beklemeyeceğiniz bir sona sahip. Senenin en güzellerinden.

Ayin (Hereditary)

Muhteşem Toni Collette’ın başrolünde oynadığı bu korku türündeki film, annesinin kaybından sonra onunla ilgili sırları keşfeden ve daha büyük acılarla yüzleşmek zorunda kalan Annie ile ailesini anlatıyor. Collette’a Gabriel Byrne, Alex Wolff, Milly Shapiro ve Ann Dowd eşlik ediyor.

Film, genç yönetmen Ari Aster’in ilk uzun metraj denemesi ve hayli başarılı.

Lean On Pete

Neslinin en dikkat çeken yönetmenlerinden biri olan, Weekend (2011), Looking (2014-2015) ve 45 Years (2015) gibi yapımların yönetmeni Andrew Haigh’in son filmi. Babasıyla taşındıkları Portland, Oregon’da yaz için yarış atlarının yanında bir iş bulan 15 yaşındaki Charlie’nin, yarışları kaybeden Lean on Pete adlı bir atla olan arkadaşlığını ve onu korumak için verdiği mücadeleyi anlatıyor.

Yüksek dozda dram içeren filmde, genç yetenek Charlie Plummer, usta oyuncu Steve Buscemi ile Erkekler Ağlamaz’ın (Boys Don’t Cry, 1999) Oscar adayı oyuncusu Chloë Sevigny oynuyor.

Oh Lucy!

Atsuko Hirayanagi’nin kendi kısa filminden uyarladığı film, Amerika ve Japonya ortak yapımı. Tokyo’da yaşayan yalnız bir kadın olan Setsuko, İngilizce kursuna yazılınca hiç bilmediği bir alt-benlikle karşılaşır: Lucy. Lucy, Setsuko’nun yapmayacağı şekilde davranan ve konuşan bir karakterdir. İşin içine kızkardeşi, onun kızı ve İngilizce öğretmeni de girince, işler iyice karışır.

Başroldeki Shinobu Terajima, ödüllü ve çok başarılı bir Japon oyuncu. Filmde ayrıca Josh Hartnett, Kaho Minami ve Shioli Kutsuna da akılda kalıcı oyunculuklar çıkarıyorlar.

Film, kadın yönetmen Atsuko Hirayanagi’nin ilk uzun metraj filmi olmasına rağmen fazlasıyla başarılı.

Sessiz Bir Yer (A Quiet Place)

Senenin muhtemelen en başarılı korku filmi sayılan A Quiet Place, post apokaliptik dönemde geçiyor. Sese aşırı duyarlı yaratıklar tarafından avlanmamak için, kırsal bir bölgede yalnızca işaret diliyle anlaşarak yaşayan bir aileyi izliyoruz. İki çocuklu karı-koca, aynı zamanda bir bebek beklemektedir ve bu durum işleri daha da zor bir hale sokacaktır.

Çocuk oyuncular Millicent Simmonds ile Noah Jupe gayet iyi iş çıkarıyorlar. Anne ve baba rollerinde ise İngiliz oyuncu Emily Blunt ile John Krasinski’yi izliyoruz. Krasinski filmin de yönetmeni. Oyuncu, 2016 yapımı The Hollers adlı filmin de yönetmen koltuğundaydı.