Amerikan Okul Hayatına Farklı Bir Bakış: Eight Grade

1990 doğumlu Bo Burnham’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Eight Grade, Amerikan okul yaşamına şimdiye dek çekilmiş benzerlerinden oldukça farklı bir gözle bakıyor. Özellikle senenin yine gençlik fimlerinden Love, Simon’daki gibi birbirinden güzel ve karizmatik karakterler, sorunsuz iletişim kurabildiğiniz ebeveynler, anlayışlı ve bilge arkadaşlardan oldukça uzak, bu haliyle de fazlasıyla samimi ve gerçek bir iş olduğunu göreceksiniz Eight Grade’in.

Sosyal medyanın insanları birleştirmek yerine doğal, gerçek ve anlaşılır bir iletişimi nasıl da sabote ettiğini görüyorsunuz filmde. Yemek masasında kulaklıklarıyla telefonuna gömülen ve instagram gönderileri arasında gezinen Kayla, babasıyla sağlıklı bir konuşma yapmaktan bile aciz kalıyor. Benzer şekilde film boyunca, birbirleriyle iletişim kurmayı beceremeyen ve kendilerini yalnızca ceplerinden ya da ellerinden düşürmedikleri cep telefonlarındaki tuhaf uygulamalarla ve filtrelerle ifade etmeye çalışan yeni nesili izliyorsunuz. İşte film de tam bu noktada başlıyor, daha doğrusu Kayla’nın değişimi.

O da kendini youtube videolarıyla ifade ve motive etmeye çalışıyor, ancak bir noktada yanlış giden bir şeyler olduğunu fark ediyor. Özgüveni eksik, arkadaşı yok, sevgilisi yok, tek ailesi olan babasıyla bir türlü konuşamıyor. Film, Kayla’nın ortaokulun son günlerinde yaşadığı değişime odaklanıyor. Kayla her şeyin toz pembe olmadığını biliyor, bunu kabulleniyor ve büyüyor. 

Eight Grade, hem bir yandan oldukça sıradan hem de aslında fazlasıyla güçlü bir genç kız karakteri olan Kayla’nın dönüşümünü çok gerçekçi bir bakış açısıyla anlatıyor.

Parlak ve coşturan sahneler yok, her şeyi çözüme kavuşturan bir final de. Bol bol huzursuzluk, rahatsızlık hissi ama yine de umut var bu filmde.

Kayla rolünde Elsie Fisher, hayranlık uyandırıcı. Baba rolünü ise Josh Hamilton canlandırıyor.

İlk gösterimini 2018 Sundance Film Festivali’nde yapan film, Chicago Critics Film Festivali, San Francisco Uluslararası Film Festivali ve Sundance Film Festivali: London gibi yerlerden ödülle döndü.


IMDb: 8,1 (9,596 kişi)

Rottentomatoes: 4.2/5 (2,753 kişi)