En çok anlattıklarımız, en çok sustuklarımızdır

Henry James'ın Bir Kadının Portresi romanında, esas kadın karakterimiz olan Isabel'in arkadaşı Henrietta, Ralph'i onunla işbirliği yapması için ikna etmeye çalışır. Maksadı, Isabel ile Caspar Goodwood'u bir araya getirmektir. Ancak Ralph bu çabanın boşuna olduğunu düşünerek,

"Biliyor musunuz," der. "Isabel'in onun adını ağzına aldığını hiç duymadım." Henrietta kurnazca gülümser, amacına yarı yarıya ulaşmış gibidir. "Buna sevindim," der. "Isabel'in onu ne çok düşündüğünü gösteriyor."

Bu cümle pek çok açılımlar içeriyor, çünkü ilk anda insana içinde kuşku uyandırıcı bir çelişkiyi barındırdığı izlenimi veriyor. Hemen ardından ise, pek de inandırıcı olmayan psikolojik bir öngörüye işaret ediyor. Ama sonunda kendini, aslında ne kadar da doğru olabileceğine inandırıveriyor. Çünkü, en çok anlattıklarımız, en çok sustuklarımızdır sahiden de. Ya da tersi bir söylemle, en çok sustuklarımız en çok anlattıklarımızdır.


Okuma: Bir Kadının Portresi, Henry James, YKY Yayınları, 2012, çev. Necla Aytür-Ünal Aytür