Isabel'in Değişimi Üzerine (Bir Kadının Portresi)

"Bir Kadının Portresi"nin kandırılan, düş kırıklığına uğratılan, duyguları sömürülen Isabel'i, romanın sonunda, ölüm döşeğindeki kuzeni Ralph ile bir araya gelir ve altı yüz küsur sayfa boyunca beklediğimize değecek bir açık yüreklilikle içindekileri dökmeye başlar. Ralph babası ölmeden önce vasiyetinde Isabel lehine değişiklik yaptırmış, Isabel de bunu yıllar sonra öğrenebilmiştir. Isabel bir yandan Ralph'e bunun için büyük bir minnettarlık duyarken -çünkü Ralph, babasından kalan mirasın kendine ait olan kısmını kuzeniyle paylaşmıştır- Ralph ise paranın Isabel'e hiç de "iyi" gelmemesini büyük bir üzüntüyle anımsar. (Çünkü Osmond, Isabel'le parası için evlenmiştir) Başka pek çok romana, filme, diziye konu olabilecek çok basit kurulmuş bir trajedi söz konusudur burada. Ancak beni en çok etkileyeni, Henry James'in bu iki farklı kıtadan, iki farklı insanı bir araya getirişindeki doğallık ve onları birbirine bağlayan, aşkı, kan bağını aşan görkemli sevgidir.

"İnsanlara aldırma sen," der Ralph. Isabel'i avutmak ister, ölüm döşeğinde bile. "Ben insanlardan ayrılıyorum diye seviniyorum... Sen yaşama kendi gözlerinle bakmak istiyordun ama izin vermediler; bunu istediğin için cezalandırdılar seni. Toplumsal geleneğin değirmeninde öğüttüler!"

1881 yılında yayınlanan bir roman için ne muhteşem sözler bunlar. 


Okuma: Bir Kadının Portresi, Henry James, YKY Yayınları, 2012, çev. Necla Aytür-Ünal Aytür