Kitabından Daha İyi Olan Filmler

Variety, Jaws'un 40. yıldönümünde "Kitabından Daha İyi Olan Filmler"in bir listesini oluşturmuş. Listede, Peter Benchley'nin çok satan romanı Jaws başta olmak üzere, Mario Puzo'nun Baba (The Godfather, 1972), Fransız yazar Pierre Boulle'in Maymunlar Cehennemi (Planet of the Apes, 1968), Roderick Thorp'un Zor Ölüm (Die Hard, 1988) ve nerdeyse yazdığı alışveriş listesi bile filme çekilecek olan Nicholas Sparks'ın The Notebook (2004) adıyla çevrilen filmleri yer alıyor.
Ben de listeye birkaç ekleme yapmak istedim. Bu filmler arasında, film çekildikten sonra kitaplaştırılanlar da var.

Forrest Gump (1994): Winston Groom'un romanından Robert Zemeckis tarafından uyarlanan, senaryosunu Eric Roth'un harikulade kotardığı film, her anlamda bir klasik. Kitabını okuduğumda, içinde böylesine bir potansiyel barındırabileceği aklıma gelmezdi. Sinema, dahi insanların elinde gerçekten de bir büyüye dönüşüyor.

Ölü Ozanlar Derneği (Dead Poets Society, 1989): Robin Williams, Robert Sean Leonard, Ethan Hawke'ın tek tek parladığı, Tom Schulman tarafından senaryosu yazılan film, daha sonra Nancy H. Kleinbaum tarafından kitap olarak yazıldı.

Balıkçı Kral (Fisher King, 1991): Fazla şöhreti olmasa da, beni en çok etkileyen filmlerden biri olan, Terry Gilliam'ın harikulade çektiği, Jeff Bridges, Robin Williams, Mercedes Ruehl'un parladığı filmin senaryosu Richard LaGravenese'e ait. Film, sonrasında Leonore Fleischer tarafından kitaplaştırıldı.

Dövüş Kulübü (Fight Club, 1999): David Fincher'ın yönetmenliğini, Jim Uhls'un senaristliğini yaptığı film, Chuck Palahniuk'ın romanından uyarlanıyor. Bu şaşırtıcı yazarın kitabından, bence uyarlandığı edebi materyali kat kat aşan bir film çıkmış ortaya.

Bridget Jones'un Günlüğü (Bridget Jones's Diary, 2001): İngiliz yazar Helen Fielding'in romanından, Sharon Maguire tarafından uyarlanan filmin senaristleri arasında Richard Curtis ile Andrew Davies yer alıyor. Zekice senaryosu ve usta oyuncularıyla, Fielding'in kitabından unutulmaz karakterler ortaya çıkaran film, kitabından açık ara daha güzel.

Aynı Yıldızın Altında (The Fault in Our Stars, 2014): Josh Boone'un yönetip, Shailene Woodley ile Ansel Elgort'un şahane bir çift oluşturduğu, çok başarılı bir de soundtrack'i bulunan filmin, John Green'in sade üsluplu kitabından çok daha iyi olduğunu düşünüyorum.

Piyano (The Piano, 1993): Yeni Zelandalı Jane Campion, 3 Akademi Ödüllü filmini 1994 yılında kitap olarak yazmıştı. Şiirsel ve özenli anlatımı, filmin büyüsünü epeyce koruyor ve yazar olarak da Campion'ın başarısını ortaya koyuyordu. 

Vampirle Görüşme (Interview with the Vampire: The Vampire Chronicles, 1994): Anne Rice'in romanından, Neil Jordan tarafından uyarlanan ve efsanevi bir kadroya sahip film, kostümleri, makyajları, sanat yönetimiyle hayranlık uyandıran bir atmosfere sahip. Sinema tarihinin hiç şüphesiz en güzel ve estetik vampir filmlerinden biri.

Cinnet (Shining, 1980): İki deha karşı karşıya gelince ve Kubrick, kitap yazar gibi film çekince, ortaya Stephen King'in meşhur kitabından birkaç adım önde bir film çıkıyor. Kubrick, filmin senaryosunu Diane Johnson ile yazmış.

Otomatik Portakal (A Clockwork Orange, 1971): Üzerimde fazla etki bırakmayan Anthony Burgess romanı, yine Stanley Kubrick elinde hayranlık uyandıran, şaşırtan, sarsan bir filme dönüşüyor. Bunda, Malcolm McDowell etkisi de büyük.