Soluksuz bir okuma serüveni: Whoever Fights Monsters

Robert K. Ressler ile Tom Shachtman işbirliğinden ortaya çıkan Whoever Fights Monsters*, alanında referans niteliğinde bir kitap. Türkçe’ye çevirisi görebildiğim kadarıyla yok, bu nedenle Amazon’dan İngilizce baskısını sipariş vererek okumaya başladım. 

Kitap adını, Friedrich Nietzsche’nin “Whoever fights monsters should see to it that in the process he does not become a monster. And when you look into an abyss, the abyss also looks into you.” ya da "He who fights with monsters should be careful lest he thereby become a monster. And if thou gaze long into an abyss, the abyss will also gaze into thee." sözlerinden alıyor.

Aslı Almanca olan bu cümleyi şu şekilde çevirebiliriz:

"Canavarlarla savaşan kişi, bu süre boyunca kendi de canavar olmamaya bakmalıdır. Ve bir uçurumun içine doğru yeterince uzun süre bakarsan uçurum da senin içine doğru bakacaktır."

Ressler, kitap boyunca suçlu profili hazırlamanın suçluların ortaya çıkarılmasında ne denli faydalı olabileceğinin örneklerini veriyor. Olay mahallindeki ayrıntılar ve diğer delil niteliğindeki etmenler profil oluşturmada oldukça önemli. Ama çoğu zaman bir profil oluşturmanın yolunun, kurbanın geçmişine bakmaktan geçtiğini anlatıyor Ressler. Kurbanın günlük rutini nedir, nerelere gider, yaşam tarzı nasıldır... Bunlara cevap bulmak, suçluyla ilgili de ciddi ipuçları elde etmeyi sağlıyor.

Böylece suçlunun kaç yaşlarında olduğu, beyaz tenli mi siyahi mi olduğu, cinsiyeti, evli mi bekar mı olduğu, gezgin mi yoksa yerli mi olduğu gibi birçok konuda polislerin eline ayrıntılı bir profil vermek mümkün olabiliyor.

Konuyla ilgilenenler için kitapta oldukça ilgi çekici detaylar da var. Örneğin, psikopatlar suçu işledikleri andaki kişiliklerini, kendilerini kontrol altında tuttukları diğer zamanlardan ayırmayı iyi bildiklerinden, yalan makinesi testinden çoğunlukla geçmeyi başarıyorlar. Bu yüzden, üzerinde ciddi soru işaretleri olan bir şüphelinin, bu testi geçse bile suçun işlendiği anda nerde olduğuyla ilgili beyanını ispat etmesi gerekiyor.

Başka bir örnekte ise Ressler, katillerin gerçekten de olay mahalline geri döndüğünü söylüyor. Ancak bunun nedeni tabii ki de günah çıkarmak ya da suçluluk hissi değil. Cinayet ânındaki cinsel tatmini yeniden zihinlerinde canlandırmak için döndüklerini anlıyoruz. O anlarda kurbanı üzerinde kurduğu tahakkümden aldığı zevki tekrar anımsamak ve yaşamak istiyorlar.

Ayrıca konuya merak duyanlar yakın zamanda yayınlanmaya başlayan Netflix dizisi Mindhunter'a da göz atabilirler.


* Whoever Fights Monsters: My Twenty Years Tracking Serial Killers for the FBI, Robert K. Ressler, Tom Shachtman, St. Martin’s Paperbacks, 1993.

Foto: Getty Images